Yazdan kalanlar (2)… Bosna-Hersek / Güney Fransa / Galicia & Porto

Yazdan kalanlar serisinde kaldığımız yerden devam edelim… Sırada yazın yaptığım yurtışı gezilerden alıntılar var…

1- Hotel Garni Konak (Saraybosna): Her adımda Osmanlı’yı hissedebileceğiniz Saraybosna’daki Başçarşı’nın göbeğinde bulunan Hotel Garni Konak tüm yaz boyunca kaldığımız oteller içinde kalbimizi fetheden yerler arasında oldu. Tarihi Sırp Ortodoks kilisesinin hemen karşısında yer alan otelin arka kapısı direk olarak Başçarşı’nın içindeki barlara açılıyor. Ramazan ayı içinde ziyaret ettiğimiz Bosna-Hersek’te akşamları teravih namazının kılındığı Gazi Hüsrev Bey Camii’nin hemen 2 adım ötesinde turistler ve yerel halk restoranlarda ve barlarda içkilerini yudumlarken hoşgörünün ve herkese saygının nasıl olması gerektiğini gördük ve yaşadık. Daha önce de İstanbul’daki Sandjak restorandaki deneyimlerimi anlattığım Boşnak mutfağının bana göre baş tacı tartışmasız “Boşnak böreği” olmalı. Et yemekleri de güzel tabi ancak Başçarşıda’ki börekçilerden birinde yediğimiz Boşnak böreği halen hafızalarımda.

2- Jablanica (Bosna – Hersek): Mostar’dan Saraybosna’ya dönerken uğranması gereken yerlerden 28072013750 birisi Jablanica olmalı. Yol üstündeki restoranlarda bölgeye has kuzu çevirme yemek sanırım Bosna-Hersek’teki en güzel deneyimlerden biri. Diğer tüm Balkan ülkelerinde olduğu gibi Bosna-Hersek’te de fiyatlar Türkiye ile hele hele İstanbul ile kıyaslandığında oldukça ucuz kalıyor. Burada en ala yerde çevrilen kuzunun kilosu 25-30 TL’yi geçmiyordu ki bu fiyat zaten bizde belki artık marketlerde anca bulunuyor.

3- Le Vin Devant Soi (Avignon): Hayallerimdeki şarap mağazalarından birisini geçen Mart ayında ziyaret ettiğim Avignon’da bulmuştum. Bu kez Ağustos başında ziyaret ettiğim Avignon’da yine burada oldukça keyifli dakikalar geçirdim. Yaklaşık 30 çeşit bölge şarabının (Kuzey’den Güney’e tüm Rhone Vadisi, Provence ve çevre apelasyonları) önomatik makinelerden tatma imkanı bulanabildiğini bu mekanda ayrıca çok ilginç Japon viskileri, Cognac ve Armagnac tadımları da yapılabiliyor. Siz deyin 40 ben diyeyim maksimum 50 m2lik bu küçük mekanda özellikle küçük üreticilerin şarapları yer alıyor. Kapıdan içeri girdiğimde mekanın sahibi beni hemen hatırlıyor ve sıkı bir muhabbete başlıyoruz. Kendisine hemen Fransa’da bu sene yaşanan enteresan hava koşulları nedeniyle bağların durumunu soruyorum. Bordeaux, Bourgogne, Loire’da durum fena diyor. Rhone Vadisi’nde ise ciddi bir sıkıntı olmadığını anlatıyor. Fiyatlar nasıl olacak dediğimde Rhone’da her şeye rağmen fiyatlarda yükselme yaşanmaz diyor. Bordeaux ve Bourgogne’da yılına göre aşırı fiyat yükselmeleri olmasına rağmen Rhone’da bu hiç yaşanmadı diyor. Sanırım artık yeni çıkan yasa ile birlikte bizde resmen yasaklanmış olan önomatik makinelerden şarap tadarak burada güzel saatler geçiriyoruz. Beni en çok Avignon çevresindeki Lirac apelasyonu ve tartışmasız olarak Ventoux dağı eteklerinde yer alan Domaine de Fondreche etkiliyor. Mekandaki Fransızlarla Lirac’ın bazı kör tadımlarda Chateauneuf du Pape’ı nasıl yendiğini tartışıyoruz. Rhone nehrinin sağ yakasında yer alan ve belli ki en az Chateauneuf du Pape kadar kompleks, konsantre ve güçlü şaraplar çıkıyor Lirac’tan. Domaine de Fondreche ise aslında yörenin efsane üreticilerinden biri. Kırmızılarda Grenache, Mourvedre, Syrah ve Cinsault ile beyazlarda Grenache Blanc, Roussanne ve Clairette içeren organik bağlarda üretim yapıyorlar. Zarif, yapısı ve belkemiği sağlam ve derinliği olan şaraplar üretiyorlar… Bu bölge şarapçılığı için iyi bir referans noktası diyebilirim…

IMG_7542 4- Provence’ın kalbi Luberon: “A Good Year”ı izlemiş olanlar iyi bilir ki, film başından sonuna Provence’ın en güzel manzaralarını sunar ve bu manzaraların kalbinde de Luberon yatar. Ailecek bir “A Good Year” fanı olarak Bonnieux’deki “Chateau la Canorgue”a yaptığımız ziyaret bize bölgeye yaptığımız gezinin en heyecan verici dakikalarını yaşattı. Beyazlarını pek beğenmediğim, Rozesini çok iyi bulduğum Chateau la Canorgue’un kırmızıları fena olmamakla beraber filmdeki esas şarap “Le Coin Perdu”nun filmden sonra üretilmeye başlandığını öğrendik. Chateau la Canorgue’u gezdikten sonra Bonnieux’nun capcanlı Cuma pazarına uğramayı da ihmal etmedik. Bonnieux’den çıkıp hemen karşıda Sadizmin kurucusu Marquis de Sade’ın yaşadığı kalenin hakim olduğu tepede kurulu olan Lacoste yer alıyor. Küçük bir ortaçağ kasabası gezmek isteyenlere tavsiye edebileceğim yerlerden. Buradan Menerbes’e doğru yol alırken yine A Good Year’da Max Skinner’ın araba kullandığı yollardan geçiyoruz. Menerbes ise Luberon’un en güzel kasabalarından biri şüphesiz. Burayı güzel ve özel kılan hususlardan biri ise buraya has trüf mantarı. Buradaki şirin belediye meydanında yer alan “Maison de la Truffe”de Menerbes ve çevresindeki bağlara ait şarapları tadabiliyorsunuz da. İtiraf etmeliyim ki eskiden sadece Roze’lerini beğendiğim Provence bölgesi kanımca son dönemde oldukça iyi şaraplara imza atıyor. Luberon bölgesinden Avignon’a dönüşte uğradığımız L’Isle sur la Sorgue ise çevresindeki küçük kanallarla adeta bölgenin küçük Venedik’i konumunda.

5- Galicia: İspanya’nın kuzey batısında Keltlerin bıraktığı mirası yaşatan Galisyalılar herhalde20130830_220628 dünyada deniz mahsullerini (özellikle de kabuklu olanlarını) en iyi bilenlerden olsa gerek. İspanya’nın hemen doğusunda nasıl ki Katalanlar Akdeniz’in nimetlerinden olabildiğince faydalanıyorsa, Galisyalılar da Atlas Okyanusu’nun nimetlerinden (hatta daha da fazla) faydalanıyor. Binbir çeşit deniz mahsulünün yanında bölge gastronomisinin tüm İspanya’ya kazandırdığı en güzel ürünlerden birisi de Pimientos de Padron, yani Padron biberi. Santiago de Compostela’nın hemen güneyindeki Padron şehrinde üretilen biberler tüm İspanya’da zeytinyağında hafif kızartılarak yapılıyor. Kızartmanın ardından da üzerine deniz tuzu serpilerek sıcak olarak servis ediliyor. Benim için Pimientos de Padron tapaslar arasında en sade ancak en lezzetli olanlardandır.

Gerek Santiago de Compostela’da gerekse A Coruña’da yediğimiz kabuklu deniz ürünlerinin (hele ki İspanyolların Navajas dediği Sülünesler başta olmak üzere) tadı uzunca bir süre damağımızda kalmaya devam edecek sanırım. Bölgeye has Albariño üzümünden yapılan yüksek asiditeli, limoni ve hafif mineral beyaz şarapların bu kabuklularla uyum sağlamasına pek şaşmamak gerek.

Bu bölgede Cambados tarafındaki üreticilerden Martin Codax’ı ziyaret ettik. Martin Codax’ın şaraphanesinde ziyaretçiler için yaptığı şaraba dair her şeyin anlatıldığı interaktif oda bizi kendine hayran bıraktı. Ziyaretin sonunda Atlas Okyanusu’na bakan bir tepeye kurulu şaraphanede Albariño’larımızı yudumlamak ayrı bir keyifti.

6- DSCF6301 Casa Pintos (Cambados): “Spain on the Road Again” herhalde bir ülke gastronomisi hakkında yapılmış en güzel programlardan biridir. New York Times yazarı Mark Bittman, Oscar yıldızı Gwenyth Paltrow, Claudia Bassols ve ünlü İtalyan şef Mario Batali’nin yer aldığı programın Galicia ile ilgili bölümünde gittikleri yerlerden biri olan Cambados’daki Casa Pintos açıkçası bizi de mest etti. Deniz ürünlerini bir yana bırakıyorum buraya sadece Maria Teresa’nın yaptığı peynirli tatlı için bile gidilir. Önce şarap olarak kendi Albariño’larını getiriyorlar ve tabi ki öncelikle okyanustan taze çıkmış çiğ istiridye ile başlayan yemeğimiz, ardından Navajas (sülünes), deniz tarağı ve tabi ki pimientos de padron ile devam ediyor. En son Maria Teresa mutlaka peynirli tatlıma da bakın diyor ve bize bomba bir final yaptırıyor.

7- Wine Quay Bar (Porto): Porto’daki Wine Quay Bar, sanırım şimdiye kadar gittiğim en güzel şarap 20130831_211945 barı. Oldukça küçük olan mekan Duoro nehrine bakan terasında (aslında buraya tam da teras denmez zira insanların gelip geçtiği bir balkon gibi daha çok) 4 tane de sandalye atmış. İçeriden de nehir görünmekte o yüzden illa ki terasta (ya da balkonda) oturayım diye kasmaya gerek yok ki bence esas güzel tarafı içerideki servis elemanlarıyla yapılan sohbetler aslında. Oldukça geniş bir şarap mönüsüne sahip mekanın en güzel yanlarından biri Portekiz’in farklı apelasyonlarını bir araya getirerek hazırladıkları tadım setleri olmuş. Hem kırmızı hem beyaz hem de Port şarapları için hazırladıkları tadım setleri özellikle yerel üzüm çeşitlerini ve Portekiz’deki farklı şarap bölgelerini karşılaştırmak için çok güzel bir fırsat. Burada yemek yok sadece tapas var ve tapaslar da gayet iyi bir mutfaktan çıkıyor. Porto’ya gidip buraya uğramak isterseniz haftanın 5 günü saat 15’ten sonra açık olduğunu (Salı’dan Cumartesi’ye kadar) belirtmem gerekiyor.

20130901_162112 8- Papavinhos (Porto): Orta büyüklükte hafif elips biçiminde bir tencere düşünün, tüm tencerenin çevresi iri boy karideslerle çevrili olsun. Tencerede deniz ürünleri suyunda pişmiş ve üzerinde halen enfes suyu bulunan pilav ve çeşitli boylarda bolca karides, yengeç, kum midyesi, iri midyeler, morina balığı vs olsun ve bu yemek mönüde 2 kişiliktir diye yazsın ve fiyatı da 25 Euro olsun… Normal şartlarda rahatlıkla 5 – 6 kişiyi doyurabilecek olan bir tencere dolusu kabuklu deniz mahsulünün bulunduğu pilava 25 Euro ödediğimizde hanımla ben direk Ayvalık’ta 4 tane karidese ödediğimiz 36 TL aklımıza geldi. Porto’nun meşhur kurutulmuş morina balığı ve patatesli yemeğine patatesi daha ince dilimleyip kızartarak kendi kişisel dokunuşlarını yapan bu mekan Porto’da gittiğimiz en güzel restoranlardan biriydi. Burası Porto Şarap Müzesinin hemen yanında bulunmakta. Müzeden çıktığınızda karnınızı doyurmak için birebir.

Mutfaktan çıkan yemeklerin gayet leziz olduğu bir başka restoran da Jimao, burası ağırlık olarak tapas türü yemeklerin yer aldığı bir küçük bir mekan. Duoro nehrinin kenarındaki Ribeira meydanının hemen arka köşesinde yer alıyor…

About Murat Mumcuoglu

Organizing wine tastings, food & wine events and winery tours ... Holder of WSET Level 3 certificate...
Bu yazı Albarino, Bosna Hersek, Portekiz, Restoranlar, yemek-şarap uyumu, şarap gezileri, şarap turizmi, İspanya, İspanyol Şarapları içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s