2010’da beğendiğim restoranlar…

2010 yılı içerisinde yurtiçi ve yurtdışında uğradığım hoşuma giden restoranların bir listesini çıkardım… Açıkçası listeyi yapmak beklediğimden zor oldu. Zira listeye yemeklerin kalitesi yanında, fiyatların da bu kaliteye doğru oranda yansıdığı, atmosferi sıcak ve mekandan çıkarken insanı gerçekten mutlu edebilecek yerleri koymaya çalıştım… Ben genelde sıralama yapmayı seven birisi değilim, o bakımdan lütfen aşağıdaki listeyi bir sıralama olarak algılamayın… Bakalım listede neler var;

–          Rouge (Talimhane – İstanbul)… Türkiye’nin önde gelen şarap uzmanlarından her Pazar Milliyet gazetesinden yazılarını severek takip ettiğim Mehmet Yalçın’ın mekanı… Burası için iyi bir şarap “bistro”su diyebiliriz. Şarap fiyatları diğer restoranlara göre daha uygun ve seçenek bol. Daha önceki yazılarımdan birinde buradan bahsetmiştim… Geçenlerde bir Cumartesi akşam tekrar gittim, ne var ne yok diye baktım… Canlı müzik koymuşlar mekana (bir restoran ya da bistro için çok mu gerekli, aslında hayır ama tercih meselesi…)

Alt katında güzel bir de şarap mağazası açılmış. Bistrodan çıkınca mağazayı baştan aşağı gezdim. Sağolsun mağaza görevlisi İsmail Bey bana vakit ayırıp beraber nerdeyse teker teker tüm şişeleri inceledik, bir yandan da çok güzel bir şarap sohbeti yaptık. Hoşuma giden şey fiyatların piyasadaki diğer benzer yerlere göre daha uygun olması oldu. Aldığım şaraplardan en ilginci Fransa Pirene Dağları’ndaki Jurançon bölgesine ait tatlı şarap – Chateau Jolys 2004 rekoltesi oldu… Bir de yanında bölgeye has peynirlerden olsa…

–          Ciğerci 184 (Barajyolu – Adana)… Memleketim Adana’nın nadide ciğercilerinden… Ne hikmetse hep sabaha karşı uğramışımdır bu mekana, bu sene de geleneği bozmadım, Adana’ya geçen bayramda sabaha karşı 02.30 sularında iner inmez kendimi “Ciğerci 184”te buldum… Adana’ya özgü sofraya oturur oturmaz önünüze gelen çeşitli soğan salataları, ezme salata ve yeşilliklerle beraber müthiş bir uyum içinde ocak başında yenen ciğerin tadı bir başka oluyor.

Bir de tabi, genelde Adanalıların gece muhabbetleri bir süre sonra şırdancı ve ciğercide devam eder (nasıl oluyorsa artık! :)… Yine gecenin bir saati tüm aile içkili muhabbet şen şakrak devam ederken, bir de baktık önce Adana’nın efsane şırdancılarından “Kudret”te şırdan yiyoruz, ardından kendimizi “Ciğerci 184”te bulduk… Benim kuzenlerden birine kolesterol az geldi biraz daha zirve yapmak istedi, ciğer yerine “yürek” yemeyi tercih etti… O da güzel!

–          Au Vieux Comptoir (Chatelet – Paris)… Efendim, bir başka memleket Paris’te ise durum farklı… Orada rakının yanında şalgam suyu içemiyoruz elbet ancak olay biraz daha janjanlı…

Bu yıl gittiğim tartışmasız en iyi restoranlardan birisiydi “Au Vieux Comptoir”… Chatelet meydanına yakın bu mekan Parislilerin severek gittiği yerlerden biri… Fiyat – kalite dengesi zirve yapmış yerlerden.

Yerel Fransız mutfağına ağırlık veren, yemek ve şarap fiyatları oldukça uygun olan bir mekan burası (yemekler ortalama 10 – 15 Euro, şaraplarsa ortalama 20 – 25 Euro).  Giriş yemeğinde güveçte yediğim Sübye ve ardından gelen deniz taraklarının tadı halen damağımda… Hemen hemen diğer tüm Paris restoranları gibi ortam biraz sıkışık olmasına rağmen atmosfer güzel ve çok cana yakın… Gitmeden kesinlikle rezervasyon yapılmalı… Sevgili sahipleri Anne ve Cyril’e de buradan selam gönderiyorum…

–          Le Bosquet (Ecole Militaire – Paris)… Eiffel Kulesi’ne yakın şık ve güzel bir mekan olan “Le Bosquet” de bu yıl memnun kaldığımız restoranlardan biri oldu. Restoranın bulunduğu bölge biraz turistik olmasına rağmen, fiyat – kalite dengesi gayet iyi bir restoran burası. Menü biraz daha uluslararası olup Fransız mutfağının klasikleri de menü de yer alıyor. Burada yediğim “Bourgogne usulü salyangoz” benim için senenin en iyi yemeklerinden oldu… Açıkçası Fransa’da gittiğimiz birçok yerde olduğu gibi burada da cana yakın bir servis vardı… Yemek sonunda bana ikram ettikleri bir kadeh “Henri Bourgeois” Sancerre ise ortama bir başka güzellik kattı…

–          Los Dos Hermanos (Cours Victor Hugo – Bordeaux)… Bordeaux’da gidilebilecek en iyi tapas restoranlarından biri. İnanılmaz ucuz, güzel ve lezzetli… Mekan gerçek bir tapas bardan beklediğiniz tüm salaşlığı yansıtıyor. Sahipleri ve garsonlar İspanyol, yemekler İspanyol, şaraplar İspanyol… daha ne olsun? :)… 4 kişi 50 Euro’ya 7 – 8 çeşit “racion” denilen büyük porsiyon tapas ve 1 şişe İspanyol sofra şarabı içip, mekandan mutlu mesut ayrıldık…

–          Bakaliarakia (Kidathinaion Sokağı – Atina)… Birkaç gün önce yazdığım “Brettos” barın hemen yanında yer alan Atina’daki Plaka Mahallesi’nin turist tuzağı olmayan gerçek yerel tavernalarından biri… Restoran yerin bir kat altında, enteresan bir girişi var ancak çok da aldırmamak gerek; zira ortam ferah, güzel bir hava var… Açıkçası genelde Atina’yı şehir olarak pek beğenmesem de, yeme-içme konusunda hoşuma gider. Hele bir de fiyatlar İstanbul’a göre çok ama çok düşük olunca, daha da bir keyiflenirim. İşte “Bakaliarakia” da kaliteli ve çok uygun fiyata yemek yiyebileceğiniz yerlerden biri. Mis gibi zeytinyağı kokan bir Yunan Salatası (Greek Salad), bol sarımsaklı bir cacık (Tzatziki), nefis bir domuz köftesi, bildiğimiz geleneksel etli yaprak sarma, kabak mücver gibi klasik Türk – Yunan yemekleri menüdeki yemeklerden bazıları… Buranın esas spesiyalitesi ise kızarmış morina balığı, yanında asiditesi yüksek bir beyaz şarapla enfes gidiyor… Şaraplar litre bazında satılıyor ve sahiplerinin kendi bağlarından geliyor… 30 Euro’ya 2 kişi burada 2-3 çeşit salata + meze ve 2 çeşit ana yemek yanında yarım litre şarap ve 1 bira içip şükranlarımızı sunduk…

–          Cercis Murat Konağı (Suadiye – İstanbul)… Mardin mutfağının en iyi temsilcilerinden “Cercis Murat Konağı”, 2010’da beğendiğim yerlerden biri oldu. Eylül’de düzenledikleri “bağbozumu yemekleri” konseptli limitsiz Süryani şarabı dahil 69 TL’lik tadım menüsü çerçevesinde uğradığım restoranda, eşsiz mezeler ve yemekler tatma fırsatı yakaladık. Zeytinyağlı ekşili soğan dolma, cevizli sembusek, nar taneli haşlanmış içli köfte, kuzu yahnisi ve sarımsaklı etli yaprak sarma burada tattığım birbirinden lezzetli yemeklerden birkaçıydı… Yakında yeni konsept menüleri çerçevesinde bir daha uğramayı düşünüyorum…

–          Leban Meze Evi (Gazipaşa Caddesi – Ortodoks Kilisesi yanı – Antakya)… Enfes Antakya mezeleri ve daha da önemlisi “humus”un kralını yemek için Antakya’da en doğru adres “Leban”… Yüz küsur yıllık eski bir Antakya konağını restore edilerek restorana dönüştürmüşler ve iyi de yapmışlar. Ortadoğu mutfağında yaygın onlarca çeşit meze, nefis katıklı ve biberli ekmek, sıcakkanlı, güzel bir atmosferde oldukça uygun fiyatlara sunuluyor…

–          La Deuvaliere (Rue Monnaie – Tours)… Fransa Loire Vadisi’nde yer alan Tours şehrinin Michelin Guide’a girmiş “Best Value” restoranlarından “La Deuvaliere”, şehrin en canlı meydanı “Place Plumereau”nun hemen yanında bulunuyor… 29 Euro’luk giriş, ana yemek ve peynir tabağı menüsü gurmelere layık… Özellikle bölgeye has keçi peynirleri bambaşka bir tat… Peynirlerin yanında yine Loire Vadisi şaraplarından Vouvray tatlı şarabını şiddetle tavsiye ederim, inanılmaz bir uyum…

–          Turkish House (Muscat – Umman)… Aslında burası Muscat’ın en ünlü Türk restoranı olmasına rağmen, burayı ünlü yapan Türk yemeklerinden ziyade, muhteşem deniz mahsulleri. Her gün Hint okyanusundan taze taze çıkan onlarca çeşit balık, karides, kalamar, kerevit gibi enfes deniz mahsullerini ağzınıza layık bir biçimde ızgara veya tava yapıp önünüze getiriyorlar… Size denizden ne çıkarsa yedirtebilecek bir yer burası… Sanırım tek eksiği bunca güzel deniz ürününün yanında alkollü içki içilememesi, o konuda da yapılacak bir şey yok maalesef…

–          L’Autre Café (Rue J.P. Timbaud – Paris)… Paris 11. Bölgede bulunan, yerel bir cafe – bistro… Canlı, sempatik bir mekan. Yemekler ağırlıkla bir Paris bistrosundan bekleyebileceğiniz klasik Fransız yemekleri olmasının yanında fiyatları da uygun. Mekanda ayrıca dönemsel olarak fotoğraf, resim ve heykel sergileri de yapılıyor. Paris’te turist kalabalığından uzak alternatif bir mahallede yemek isteyenlere tavsiye ederim…

About Murat Mumcuoglu

Organizing wine tastings, food & wine events and winery tours ... Holder of WSET Level 3 certificate...
Bu yazı Adana, Antakya, Atina, Bordeaux, Fransa, gastronomi, istanbul, Paris, rouge, Tours, Umman, Yunanistan içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s